Tuvalet Eğitiminde Dikkat Edilecek Noktalar
Tuvalet egitimin amaci, cocugun tuvalete gitme davranisini kontrol etmesidir.12-15 aylar bu egitim icin uygundur. 1-1,5 yas arasinda baslatilan egitim, anne-cocuk arasinda bir cekismeye-guc savasina donusturulmemelidir.
* Oncelikle cocugunuzun hangi saatler de tuvalete gittigini ve ne kadar sure de tuvalette kaldigini tespit ediniz.
* Onunla birlikte tuvalete gitmeli, onu tuvalete oturturarak yaninda beklemelisiniz.
* Tuvaletini yapmiyor ise 10 dakikadan fazla tuvalette beklemeyiniz. Bu 3 basamak cocugunuzun tuvalet ihtiyaci hissettiginde nereye gitmesi ve ne yapmasi gerektigi konusunda yol gostericidir. Daha sonra, cocugunuzu kendi kendine tuvalete gitmesi konusunda desteklemelisiniz. Asagidaki her bir basamakta basari saglamadan digerine gecmeyin.
* Tuvalete goturerek oturun ancak yaninda beklemeyin. Ellerini kendisi yikamali.
* Tuvaletin kapisinda getirin, iceri kendisi girmeli. Tuvaletini yaparsa onu guzel bir soz veya davranis ile odullendirin.
* Bu basamakta cocugunuz tuvalete kendi basina gitmeli. Kendi kendine gittikten sonra kapiyi kapatiniz.
Bu surecte cocugunuzu gosterdigi gayret ve cabalardan dolayi odullendiriniz, ovunuz.Kendi basina bir seyler basarma duygusu hosuna gidecektir. Ancak cocugunuz korkar ve tek basina tuvalete gitmek istemezse israrci olmayiniz. Buraya kadar basardigini, gerisini de basarabilecegini soyleyerek onu yureklendiriniz.
Bir basamagi basarmadan digerine gecmeyiniz. Basarisiz oldugunuz basamakta gerekiyorsa bir alt basamaga donerek yeniden baslayiniz.
9 Ocak 2012 Pazartesi
Aile Tutumları
Çocukların gelişiminde aile tutumlarının büyük etkisi vardır. Aileler farklı farklı tutumlar sergilerler. Aşırı baskıcı, aşırı koruyucu, aşırı hoşgörülü, ilgisiz, demoktarik, kontrolsüz. Bunların hepsi çocukları kişilik gelişimlerini ve başarılarını etkiler. Baskıcı davranmakta korku kültürü egemendir, çocuklar önemsizdir ve çocuk ileride kendi kararlarını veremeyen, pasif, korkak olur. Koruyucu olan ailede çocuk kendi işlerini kendi yapamaz ve başkalarına bağımlı olmayı tercih eder. Aşırı hoşgörülü olmak çocukların sınırsız olmasına, iç denetimlerinin olmamasına hatta belki doyumsuz olmalarına sebep olur. İlgisiz olmak çocuklarda güven ve sevgi eksikliğine neden olur. Kontrolsüz ve tutarsız olmak çocuğun karar verememesine sebep olur. En ideal olan demoktratik olmaktır. Ailede kararlar beraber verilir, çocuğun duygu düşünceleri önemlidir. Aile tutumlarını etkileyen faktörler; çocuğun yaşı, cinsiyeti, ailenin geldiği kültür, ailenin sosyo-ekonomik durumu vb.dir.
Anne Sevgisi Görmeyen Çocuklarda Obezite Tehlikesi
Anneleriyle aralarında yakın bir ilişki bulunmayan çocukların, ilerleyen yaşlarda obeziteye yakalanma riskinin arttığı belirlendi.
Pediatrics dergisinin Ocak sayısında yayımlanan araştırmaya göre, annelerinden yakın ilgi ve sevgi görmeyen çocuklar, ergenlik dönemine ulaştıklarında bu yoksunluğu gidermek ve stresle başa çıkabilmek için yemeğe sığınıyor.
Yaklaşık 1000 çocuğun 15 ay, 2 yaş ve 3 yaş dönemlerinde anneleriyle kurdukları duygusal bağ ve güven ilişkisini inceleyen uzmanlar, bebeklik dönemini anne ilgisinden yoksun geçiren çocukların 15 yaşına geldiklerinde obeziteye yakalanma olasılığının, annesinden sevgi ve yakınlık görenlere oranla 2 kat arttığını saptadı.
Araştırmanın, ebeveynle kurulan ilişkinin kalitesinin çocuğun kilosu üzerinde etkili olabileceğini gösterdiğini belirten uzmanlar, anneleriyle yakınlık kuramayan çocukların, erken yaşlardan itibaren stres altında olduklarında kendilerini yatıştırmak için yemek yeme eğilimi gösterdiklerini, bu alışkanlığın da ilerleyen yaşlarda onları ''aşırı kilolu'' ya da ''obez'' bireyler haline getirdiğini kaydetti.
Araştırmayla elde edilen verilerin erken çocukluk döneminin obezitenin önlenmesinde oynadığı önemli role işaret ettiğini ifade eden uzmanlar, ebeveynlerin bu dönemde davranışlarında yapacakları değişiklikler sayesinde çocuklarını obeziteden koruyabileceklerini vurguladı.
Pediatrics dergisinin Ocak sayısında yayımlanan araştırmaya göre, annelerinden yakın ilgi ve sevgi görmeyen çocuklar, ergenlik dönemine ulaştıklarında bu yoksunluğu gidermek ve stresle başa çıkabilmek için yemeğe sığınıyor.
Yaklaşık 1000 çocuğun 15 ay, 2 yaş ve 3 yaş dönemlerinde anneleriyle kurdukları duygusal bağ ve güven ilişkisini inceleyen uzmanlar, bebeklik dönemini anne ilgisinden yoksun geçiren çocukların 15 yaşına geldiklerinde obeziteye yakalanma olasılığının, annesinden sevgi ve yakınlık görenlere oranla 2 kat arttığını saptadı.
Araştırmanın, ebeveynle kurulan ilişkinin kalitesinin çocuğun kilosu üzerinde etkili olabileceğini gösterdiğini belirten uzmanlar, anneleriyle yakınlık kuramayan çocukların, erken yaşlardan itibaren stres altında olduklarında kendilerini yatıştırmak için yemek yeme eğilimi gösterdiklerini, bu alışkanlığın da ilerleyen yaşlarda onları ''aşırı kilolu'' ya da ''obez'' bireyler haline getirdiğini kaydetti.
Araştırmayla elde edilen verilerin erken çocukluk döneminin obezitenin önlenmesinde oynadığı önemli role işaret ettiğini ifade eden uzmanlar, ebeveynlerin bu dönemde davranışlarında yapacakları değişiklikler sayesinde çocuklarını obeziteden koruyabileceklerini vurguladı.
Çocuklar Şarkıları
Ellerim Tombik Tombik
Elerim tombik tombik
Kirlenince çok komik
Kirli yüzler sevilmez
Güzeliği görülmez
Saçlarım bakım ister
Hele dişler hele dişler
Kirlenmesin kulaklar
Uzamasın tırnaklar
Sonra bize pis derler pis derler
Çevremiz
Çevremizde neler var,
Yeryüzü, gökyüzü.
Yeryüzünde neler var
Denizlerle ormanlar
Gökyüzünde neler var
Yıldızlarla güneş, ay
Evimde annem babam
Öğretmenim okulda.
Yolda büyükler çocuklar,
Arabalar binalar
Ormanlarda ağaçlar
Hayvanlarla yaşarlar
Çevremizde neler var
Bak sen neler var
Elerim tombik tombik
Kirlenince çok komik
Kirli yüzler sevilmez
Güzeliği görülmez
Saçlarım bakım ister
Hele dişler hele dişler
Kirlenmesin kulaklar
Uzamasın tırnaklar
Sonra bize pis derler pis derler
Çevremiz
Çevremizde neler var,
Yeryüzü, gökyüzü.
Yeryüzünde neler var
Denizlerle ormanlar
Gökyüzünde neler var
Yıldızlarla güneş, ay
Evimde annem babam
Öğretmenim okulda.
Yolda büyükler çocuklar,
Arabalar binalar
Ormanlarda ağaçlar
Hayvanlarla yaşarlar
Çevremizde neler var
Bak sen neler var
Babanın Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri
Araştırmalar göstermektedirki babanın yakın ilgisinin, çocuğun sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkileri vardır.
. İlk aylarda baba tarafından yoğun ilgi ve bakım gören bebeklerin çevreleriyle iletişim kurmada daha istekli olduğu belirtilmektedir.. Babanın çocuğun bakımıyla yakından ilgili olması özellikle erkek çocuklarda, ileriki yaşlarda karşı cinse şiddet uygulama eğilimini düşürmektedir. Tek başına bir anne tarafından yetiştirilen çocuklar büyüme süreçlerinde sadece anneyle beraber oldukları için en ufak mutsuzluklarını ya da sorunlarını bile direk anneye bağlayabilir ve ileriki yaşlarda anneye, dolayısıyla karşı cinse karşı olumsuz tepkiler geliştirebilirler. Babanın çocuğun büyüme sürecindeki aktif rolü ise bu olasılığı düşürmektedir. . Yapılan araştırmalar babalarının yakın ilgisiyle büyüyen çocukların genelde kendilerini ifade etme ve iletişim kurabilme konusunda daha becerikli olduğunu göstermiştir.
. Babanın, çocuğun bireyselleşmeyi öğrenmesi üzerinde rolü büyüktür. Çünkü anneler çocuk bakımında çok daha korumacı, denetleyici bir yaklaşım sergilerken babalar çocuğun çevreyi ve hayatı keşfetme aşamasında ona daha fazla özgür alan bırakmayı tercih eder.
Örneğin çocuk hayatında ilk kez yabancı bir varlıkla (bir köpek, yeni bir oyuncak gibi) karşılaştığında anne çocuğa mümkün olduğunca yakın durarak onun rahatlamasını, güvende hissetmesini sağlar. Oysa babalar genellikle daha geri planda kalarak çocuğun bu yeniliği tek başına keşfetmesine olanak sağlar. Böylelikle çocuk ebeveynlerden ayrılmak durumunda kaldığında ya da yabancı kişilerin yanındayken de rahat olmayı, ağlamamayı öğrenir.
. Yetişme sürecinde babanın aktif rol oynadığı çocukların içgüdülerini kontrol etmede ve sosyal adaptasyonda daha başarılı oldukları bilinmektedir.
Çocuk Resimlerindeki Figürlerinin Anlamları
Büyük veya çok küçük kafanın çizilmesi zihinsel aktivite de problemlerin olduğunu,zihinsel geriliği ifade eder.
Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır.
Kolların abartılı çizimi aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, Kolların çizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını,
Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemi Ağzın çizilmemesi iletişim problemlerini....
Gözlerin büyük çizimi merakı,boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görme problemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini...
Burunun abartılı çizimi astım ,bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerin olduğunu...burunun çizilmemesi güç savaşını,güçsüzlüğü,desteksizliği..
Kulakların normalinden farklı ,büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlı problemlerin olduğunu....
Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı ,şiddeti,çalma eylemlerini,çok küçük çizilmesi ise güvensizliği,çevreye uyum güçlüğünü ....
Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni,küçük çizilmesi ise güvensizliği ve yardımsızlığı,
Cinsel organların çizimi saldırganlığı,aşırı endişeyi ve anne babayı çıplak görmüş olmayı temsil etmektedir.
Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır.
Kolların abartılı çizimi aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, Kolların çizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını,
Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemi Ağzın çizilmemesi iletişim problemlerini....
Gözlerin büyük çizimi merakı,boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görme problemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini...
Burunun abartılı çizimi astım ,bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerin olduğunu...burunun çizilmemesi güç savaşını,güçsüzlüğü,desteksizliği..
Kulakların normalinden farklı ,büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlı problemlerin olduğunu....
Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı ,şiddeti,çalma eylemlerini,çok küçük çizilmesi ise güvensizliği,çevreye uyum güçlüğünü ....
Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni,küçük çizilmesi ise güvensizliği ve yardımsızlığı,
Cinsel organların çizimi saldırganlığı,aşırı endişeyi ve anne babayı çıplak görmüş olmayı temsil etmektedir.
Anne Sütünün Yararları
Anne Sütü
Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gereksinim duyduğu protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve bebeğin alması gereken sıvı ihtiyacını fazlası ile karşılayan tamamen anne den doğal olarak üretilen muhteşem sıvı. Annelere ve anne adaylarına bebeklerini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemelerini öneriyoruz.6’ıncı aydan sonra anneler bebeği emzirirken takviye olarak da sıvı gıdalara başlayabilirler. Anne sütünden daha besleyici hiçbir besin yoktur, sadece anne sütü bebeklerin ihtiyaçları olan tüm besin ve su kaynağına sahiptir.Tüm anneler şuna dikkat etmeliler ki bebeğe anne sütünden farklı bir besinle beslemeye başladıkları andan itibaren bebekler artık eskisi gibi emmeyebilirler.Bunun için bebeği sütünüzden mahrum bırakmayın ki üstün zekaya sahip, hastalıklara karşı yüksek dirençli bir evladınız olsun.
Anne sütünün yararları
1-Bebeğe olan yararları:
a-)Anne sütü akut ve kronik hastalıklara tutulma riskini minimuma indirir.Bu hastalıklardan bazıları;
Alt solunum yolu enfeksiyonları, Allerjik hastalıklar, lenfoma, insüline bağımlı diabet, ülseratif kolit, obezite, crohn’s sendromu, bakteriyal menenjit…
b-)Anne sütü bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede de bebek enfeksiyona karşı korunur, aşıların tutma olasılıkları artar, vücut için faydalı canlıların çoğalmasını hedef organların da görevlerini yapmalarına olanak verir…
c-)Anne sütünün bebeğin büyüme-gelişmesinde psikolojik yararları vardır. Anne-bebek arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirir, bebeğin ruhsal, bedensel zekasını geliştirir, çene diş gelişimini olumlu yönde etkiler, duyusal bilişsel algısını kuvvetlendirir….
2-Anneye olan yararları:Annenin meme kanserine, over kanserine rahim (uterus) kanserine yakalanma riskini azaltır.Anemiden, kemik erimesinden korur, ayrıca kilo vermeyi kolaylaştırır, bebeği emzirme anne için doğal bir sakinleştiricidir….
3-Topluma olan (sosyo-ekonomik)yararları:
a-)Anne-çocuk sağlığına yapılan harcamaları önemli derecede azaltır.
b-)Çocuk hastalıkları azalır.
c-)Bu alanda yapılan iş yükü hafifler.
Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gereksinim duyduğu protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve bebeğin alması gereken sıvı ihtiyacını fazlası ile karşılayan tamamen anne den doğal olarak üretilen muhteşem sıvı. Annelere ve anne adaylarına bebeklerini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemelerini öneriyoruz.6’ıncı aydan sonra anneler bebeği emzirirken takviye olarak da sıvı gıdalara başlayabilirler. Anne sütünden daha besleyici hiçbir besin yoktur, sadece anne sütü bebeklerin ihtiyaçları olan tüm besin ve su kaynağına sahiptir.Tüm anneler şuna dikkat etmeliler ki bebeğe anne sütünden farklı bir besinle beslemeye başladıkları andan itibaren bebekler artık eskisi gibi emmeyebilirler.Bunun için bebeği sütünüzden mahrum bırakmayın ki üstün zekaya sahip, hastalıklara karşı yüksek dirençli bir evladınız olsun.
Anne sütünün yararları
1-Bebeğe olan yararları:
a-)Anne sütü akut ve kronik hastalıklara tutulma riskini minimuma indirir.Bu hastalıklardan bazıları;
Alt solunum yolu enfeksiyonları, Allerjik hastalıklar, lenfoma, insüline bağımlı diabet, ülseratif kolit, obezite, crohn’s sendromu, bakteriyal menenjit…
b-)Anne sütü bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede de bebek enfeksiyona karşı korunur, aşıların tutma olasılıkları artar, vücut için faydalı canlıların çoğalmasını hedef organların da görevlerini yapmalarına olanak verir…
c-)Anne sütünün bebeğin büyüme-gelişmesinde psikolojik yararları vardır. Anne-bebek arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirir, bebeğin ruhsal, bedensel zekasını geliştirir, çene diş gelişimini olumlu yönde etkiler, duyusal bilişsel algısını kuvvetlendirir….
2-Anneye olan yararları:Annenin meme kanserine, over kanserine rahim (uterus) kanserine yakalanma riskini azaltır.Anemiden, kemik erimesinden korur, ayrıca kilo vermeyi kolaylaştırır, bebeği emzirme anne için doğal bir sakinleştiricidir….
3-Topluma olan (sosyo-ekonomik)yararları:
a-)Anne-çocuk sağlığına yapılan harcamaları önemli derecede azaltır.
b-)Çocuk hastalıkları azalır.
c-)Bu alanda yapılan iş yükü hafifler.
Tiklerin kalıcılığı önlenebilir mi? Tikli çocuğa ailenin yaklaşımı nasıl olmalıdır?
Tiklerin yerleşmesinde anne, baba ya da öğretmen gibi, çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolü önemlidir. Çünkü yetişkinler, çocukta ortaya çıkan tikler nedeniyle kaygılanmakta, çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalışmaktadır. Yetişkinlerin, çocukları sürekli uyararak kendilerini kontrol etmelerini istemeleri, iki şekilde etkili olarak çocuklarda tiklerin yerleşmesine yol açmaktadır. Anne babanın kaygısı nedeniyle çocuk davranışlarını kontrol etmeye çalışır sonuçta da, yaşadığı gerginlik tiklerin daha çok ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle tikleri söndürme ve yok etmede, aile öğretmen işbirliği önemlidir. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Öğretmen tarafından çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması okuldan uzaklaşmasına neden olabilir. Öğretmenin bilgilendirilmesi de, tik davranışlarına olumlu yaklaşmasının sağlanması çok önemlidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


